Hizmetlerimiz

Firmamız 30 yıllık, 16 ülkede inşaat tecrübesine sahip olan Kenan Özgören tarafından kurulmuştur. İsveç te çelik yapı üzerine master yapan Kenan Özgören yazar, şair ve ressam kimliğiyle, sanatı inşaat tasarımlarına aktarmayı bilen bir kişiliktir. Ayrıca hazırladığı "ÇELİK ANA" isimli 2500 sayfalık ansiklopedisiyle çelik bilgilerini tüm halkımızla paylaşmaktan onur duyar. Firmamızın amacı; insanlığa hizmet etmek olup, çevreci ve akıllı mesken inşaalarıyla gelecek nesillere daha az sorun bırakmayı hedefler.

 

Şimdi şöyle bir düşünelim; her depremin arkasından Jeofizik akademisyenleri televizyonlara çıkarak deprem olup olmayacağına ve ne zaman olacağı gibi  cevabı mümkün olmayan sorulara maruz kalmaktalar. Oysa, yerkürenin ortasında tabiata can veren MAGMA ateşi yandığı süre zarfında, çıkarmış olduğu gazlar yanardağ kreterlerinden veya fay hatlarından çıkmak zorundadır.Bu da büyük bir enerji olduğundan dolayı şiddetli hareketlere sebebiyet verir. Toprakta sıvılaşmaların olması, adacıklar oluşması, adaların yok olması, suların kaynaması veya lavların fışkırması gibi doğa olayları meydana gelir. Yani bilhassa ülkemiz için deprem olağan bir hadisedir. Özet olarak depremlerle yaşamaya alışmalıyız. Ama nasıl? sorusunun cevabı güzel dizayn edilmiş çelik yapılardır.

 

Görmüş olduğumuz depremlerde edindiğimiz tecrübelere bakarak görüyoruz ki betonarmenin ömrü ortalama 30 yılmış. Bunları 3'e bölebilir ve şöyle bir süre ortaya koyabiliriz; sıvasız binalar 20 yıl, sıvalı binalar 30 yıl, mantolamalı ve iyi izolasyonlu binaların ömrü 40 yıl diyebiliriz. Bu demek değildir ki, 30 yılda bu bina çökecek. bu vermiş olduğum rakamlardan sonra gelecek darbelere gerekli mukavemeti göstermeyecek olmasıdır. Örneğin, ben ilk yaptığım binaların yıkılması zamanının geldiğini düşünmekteyim.

 

Şimdi; konuştuğumuz insanlar 1999 depreminden sonra betonların iyileştiği görüşünü paylaşıyorlar. Bence bu doğru değil, çünkü ülkemizde yapılan betonların 0,98'i kireç taşıyla yapılmaktadır. Kireç taşının mukavemet ömrü 30 yıldan uzun değildir.

 

Oysa çelik binaların ömrü iyi korunduğu taktirde 200-300 yıl civarındadır. Bakın etrafınıza 180 yıl önce yapılan demiryolu köprülerinin üzerinden hala ağır trenler güvenli bir şekilde geçmektedir. Çeliğin en büyük korkusu korozyondur. Oysa imalat anında asite sokulup temizlenmiş olan çelik aksamlara daldırma boya yapılarak yüzlerce yıllık korozyonu önlemiş oluruz.

 

Birde ülkemizde şöyle bir kanı var ki, buda çok tehlikeli bir başka boyuttur. Maalesef ülkemizde çelik tanınmamaktadır. Demir metaller çelik zannedilmekte ve halkımıza çelik diye lanse edilmektedir. Yazın googleye çelik inşaat diye açılan sayfalarda st 37 demirinden elde edilen 0,8 mm lik galveniz kaplı ince saçların bükülmesinden yapılan inşaatlar çelik yapı olarak halkımıza sunulmaktadır. Birde buna saçların galveniz kaplandıktan sonra bükülmesini eklediğinizde ve o büküm yerlerindeki galveniz çatlaması ve çizilmesi gözönüne alındığında korozyonun ne kadar hızlı olacağını tahmin edemeyiz. Halkımızın dikkatini buna çekmek isterim.

 

Çelik içinde karbon oranına göre st 44 ten başlar. İnşaat vasıflarına göre en uygunu st 47 veya st 52 çeliği olacaktır. Bilhassa st 52 çeliği işlemesi zor olduğundan dolayı imalatçı firmaların işine gelmemektedir.

 

Ülkemizde Çelik yapı konusunda halkımız yeterli bilgiye sahip değildir. Çelik yapı denildiğinde pahalı sistem olarak düşünülmektedir. Aslında çelik yapı maliyet olarak betonarmeden azda olsa daha ucuzdur.

 

İşte biz halkımızı çelik inşaat konusunda aydınlatmak ve TURKPAN duvar modelimizle daha ucuz, daha seri, daha güvenli ve daha sağlıklı binalarla tanıştırmak için varız. Çelik yapılar konusunda her türlü sorunuzu mail adresimize atarsanız cevabını en güzel şekilde vereceğimize inanmanızı istiyorum... saygılarımızla...